26 Şubat 2010, 08:46
Günlerdir süren balyoz gerilimi, Çarşamba akşamı generallerin mahkemeye çıkmasıyla doruk noktasına çıktı. Sonra beklentilerin aksine, üç orgeneral hakim karşısına bile çıkmadan serbest bırakıldı. Biz bundan çantalı- yemekli Çankaya zirvesinin etkili olduğunu çıkardık. Yani davaya Gül kokusu karıştı. Üç emekli orpaşanın serbest bırakılmasının nedenini, başsavcı vekili Çolakkadı şöyle açıkladı:
“…Aralık ayında yine ifadelerini alıp serbest bırakmıştık. Kaçmadılar. Delilleri karartma teşebbüslerine rastlamadık. Dolayısıyla iki üç ay önce serbest bıraktığımız halde adreslerini terk etmedikleri için bu gerekçeyle kaçmayacakları düşüncesiyle serbest bıraktık…” (Demek ki tutuklanan kor, tüm, tuğgenerallerin ve albayların kaçma-adres değiştirme riskleri vardı!)
Gazeteciler Çolakkadı’ya, “ madem öyleydi de niye sabahın köründe evler basıldı, bu işte bir usulsüzlük yok muydu?” diye sordular. Savcı bu soruya yanıt veremedi.
Buraya kadarını anladık. Fakat, ayni davada daha alt rütbedeki general ve subayların tutuklanmasını anlayamadık. Algımız şöyle: Üstler serbest, astlar tutuklu! Ne yapalım hukuk bilgimiz bu kadar. Herkes hukuk uzmanı biz değiliz!
Bu uygulamadan şu sonucu çıkardık: Orpaşalar ve diğer serbest kalanlar, serbest kaldıklarına sevinemeyecek. Yandaş medya, onların şahsında askerin haysiyetini, şerefini, itibarını törpülemeye devam edecek. Asker daha çok yara alacak. Gazete ve televizyonları her gün yeni bir saldırıda bulunacak. Yani yola devam atış serbest!
DIŞ DESTEK
Dikkatinizi çekti mi bilmem; yandaş medya sürekli “ bunlar (askerler) azınlıkları, Alevileri, çocukları vuracaklardı” propagandası yapıyor. Yani dış ülkelerin duyarlı olduğu noktalar öne çıkarılıyor. Bunda maksat dış ülkelerin dikkatini çekmek, bu dev törpüleme operasyonuna dış destek sağlamaktır.
Ancak son zamanlarda işleri iyi gitmiyor. Bu köşenin okuyucuları bilirler. Ben 2005’ten beri AKP yönetiminin halka Batı’yı gösterip aslında ülkeyi Arabistan’a götürdüğünü yazarım. Tezimiz son zamanlarda iyice kanıtlandı. Çakma Kissinger sayesinde ülke resmen dediğimiz hedefe gidiyor.
Bu gelişme AB ve ABD’nin de dikkatini çekiyor. Kafalarda soru işaretleri doğmaya başladı. Batı AKP’yi sorguluyor. Brüksel ve Beyaz Saray’da alarm çalıyor. Ama kimse yüksek sesle telaffuz etmiyor. Çünkü; İran ve Afganistan’da Türkiye’siz başarı olmaz. Bu nedenle AKP’ye bir miktar kredi daha tanındı. Ancak Batı gözünde AKP'nin suyu iyice ısındı.
NİYE DENİZ KUVVETLERİ?
Darbe planlamasında öne çıkan, tutuklanan subaylar çoğunlukla deniz kuvvetlerinden. Bazı arkadaşlar ve okuyucular bunu anlayamıyor bana soruyorlar. Mevzuun uzmanı olarak açıklamak bana düşüyor: Çünkü, darbede tank kullanmak artık çağ dışı. Çok ses çıkardıklarından millet hemen uyanıyor.*
*(Bkz. “Tank sesiyle uyanmak Hasan Cemal 1992)
Deniz araçları daha sessiz, hiç kimse darbe olduğunu anlamaz bile. Aylar öncesinden Deniz Kuvvetlerini başkente sızdıracaksın. Gençlik parkı havuzunda konuşlanmış denizaltıyla başbakanlığın kapısına dayanacaksın. Eymir gölünde konuşlanmış Fırkateynlerle Çankaya’yı basacaksın. Gölbaşı’nda konuşlanmış hücumbotlarıyla da radyo ve televizyonları teslim alacaksın. Harpoon füzeleriyle karşı koyanları vuracak, torpidolarla da makam araçlarını torpilleyeceksin.
O zaman darbenin dış görünüşü daha post modern olur, tepkiler azalır. Darbeye deniz suyu kaçtığı için de kimse anlamaz.
Ya işte böyle, yerseniz…
www.gazeteci.tv